eğlencelik
Çarşamba, Aralık 27, 2006
  7 ye ramak kala
bazen şanslı olduğumu düşünüyorum. ama bazen. istisna konularda.
herneyse. yeni yıla birkaç gün kaldı. neden bilmiyorum ama bu yılın daha iyi olacağını hissediyorum. pazartesiyle başlıyoruz belki o yüzdendir.
2007!çok "science fiction" bir yıl. tek sayı. bu aralar uçan arabalar vızır vızır geçiyor olmalıydı. zaten terminatörün çoktaaan dünyaya gelmiş olması gerekiyordu. blade runner la ilgili bir şey söylemek istemiyorum. gerçeğe çağrıdada olduğu gibi çoktan mars ta kolonimiz olmalıydı. ama olamadı. kehanetti efendim mucizeydi bu 2000 li yıllarda hep ekstra avangart hadiseler gerçekleşmiş olması ön görülüyor neden dir. ben 2007 den ne bekliyorum. 2008 için iyi bir hazırlık olacağını düşünüyorum. yeterince saçmaladığıma göre. bu senenin en gereksiz yazısınıda yazmış bulunuyorum. okuyan okumayan herkese muhteşem bir yıl diliyorum.
 
Perşembe, Aralık 21, 2006
  genç
acı olan ne çözemedim bir türlü...
hedef belirleyip hayatını ona adamak, ama hep istediğine ulaşamadan yarı yolda geri dönmek mi?
sıkıntıyı salmak için, şöyle bir yürüyüşe çıkıp, leş gibi havayı soluyup, lanetler okuyarak eve kapanmak mı?
herşeyin yoluna girdiğini düşünürken, hesapta olmayan bir taşı kafana yemek mi?
bir şişe bira için yataktan zıplayarak kalkıp, dolapta bir damla alkol bile bulamamakmı, sokağa çıkıp bir tane açık bakkala bile denk gelmemek mi?
yüzyılın bestesini yapıp, şöhret olup, parayla yüzüp, ama hergün "ama" hergün aynı şarkıyı, yine yine yine, söylemek mi?söyler gibi yapmak mı?
dostlarım var ne güzel diyerek mutlu olup, ama canın sıkkın olduğunda, iki kelime paylaşmaya bile tereddüt etmek mi?
aileye kavuşacak olmanın verdiği mutlulukla, günü çekip, geldiğinde, hayal kırıklığı yaşamak mı?
gece güneş için uykuya dalıp, sabah gri bir gökyüzüne uyanmak mı?
mi?mı?
bu kadar soru sormak mı?
çok "şey" istemek mi?
anlamadım ben.
 
Salı, Aralık 19, 2006
  bak bak
bir garip oldum ben. iş güzar, iki yüzlü, bukalemun. acaba "piç" mi. napıyorum diye soruyorum kendime. eğleniyor muyum? ama üzüyorum da! sonra çık işin içinden. oy mu topluyorum anlamadım ki. hay allah. bu da itiraf olsun. hadi bakalım.
 
Perşembe, Aralık 14, 2006
  adsız
beyaz tutkumudur. bendeki fetiş mi dir? kırık bile değil beyaz.
beyaz, tombul, zincir, vişne, yeni pembe, sivri, mor..
beyaz, beyaz, beyaz...
saçmalakı anlaşılmasın. şimdi koşup merdivenlerden aşağı iniyorum. kapıdan çıkıyorum. hemen karşıdaki bankların üstüne çıkıyorum. sonra bağırıyorum. ne diye bağırıyorum* bağırsamda anlamıyorlar ki? kendime bağırıyorum.

çok ama çok keskin bir bıçak. ne kadar tahrik eder? bıçak mı sözü edilen, dişi mi?
beyaz dişi. biyoloji dersi gibi. insan hayvanı ikiye ayrılır. beyaz dişiler beyaz olmayan dişiler.
ırkçı değilim. bu başka bir sınıflandırma. "postmodern semiotics".

beyaz.
m&m.
 

depo
Şubat 2005 / Mart 2005 / Nisan 2005 / Mayıs 2005 / Haziran 2005 / Temmuz 2005 / Ağustos 2005 / Eylül 2005 / Ekim 2005 / Kasım 2005 / Aralık 2005 / Ocak 2006 / Şubat 2006 / Mart 2006 / Nisan 2006 / Mayıs 2006 / Haziran 2006 / Temmuz 2006 / Ağustos 2006 / Eylül 2006 / Ekim 2006 / Kasım 2006 / Aralık 2006 / Ocak 2007 / Şubat 2007 / Mart 2007 / Nisan 2007 / Mayıs 2007 / Haziran 2007 / Temmuz 2007 / Ağustos 2007 / Eylül 2007 / Ekim 2007 / Kasım 2007 / Aralık 2007 / Ocak 2008 / Şubat 2008 / Mart 2008 / Nisan 2008 / Mayıs 2008 / Haziran 2008 / Temmuz 2008 / Ağustos 2008 / Eylül 2008 / Ekim 2008 / Kasım 2008 / Aralık 2008 / Ocak 2009 / Şubat 2009 / Mart 2009 / Nisan 2009 / Mayıs 2009 / Haziran 2009 / Temmuz 2009 / Ağustos 2009 / Eylül 2009 / Ekim 2009 / Kasım 2009 /