eğlencelik
silgi
ben küçükken, ilk okula giderken, arı mayalı çiçekli renkli silgiler vardı. Doğru dürüst silmez yazıyı dağıtırdı ama ben hep bu silgilerden alırdım. inanılmaz cezbeden bir kokuları vardı. hatta çoğu kez ısırmışlığım bile oldu bu silgileri. şimdi arıyorum bulamıyorum. nerde bu silgiler!
uyarı
hayatımın en boktan günü abartmasını lugatımdan çıkarıyorum. ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor.
cennet bıyıkları
*efes fıçı biranın şişe versiyonunu neden çok sevdiğimi artık biliyorum. üzerinde yırtacak kağıtların olmaması sakin bira içme keyfi sunuyor. kabartmaların hissiyatı enfes.
*günleri birgün sonrasında yaşadığımı düşünerek aslında bir gün öncesinde olduğumun hatırlatılmasını, ve zamanın gerisinde olduğumun mutluluğu ile yapacağım şeylere ekstra konsantre olmak istiyorum.
*bu aralar, çirkin, sıkıcı, sinir bozucu, tembel, zayıf, kısmen sportif, çakma entellektüel, ukala olmaya çalışıyorum.
*
Modern olmak için hiç çaba harcamayın.
Maalesef, ne yaparsanız yapın kaçınamıyacağınız tek şey dir o.
"dali"
peh
çok hızlı! hiç durmadan, çabuk bitirmek lazım işleri. hep çalışmak lazım, köle olmak lazım.
neye isyan ediyosam. kendi kendime işte.
yaramaz
o zaman şöyle diyeyim. acaba ilerde ne olucak. kaç yaşında ölücem. iyi mi ölcem kötümü ölcem.
çok param olurmu ki. nerde olucam. sonra, bugün niye bu kadar sıkıcı bir gün. pazartesi olduğu içinmi. temmuz da bitti. ben ne zaman tatil yapcam. tatil yaparken huzur bulcakmıyım?
selim hocaya sordum, hocam havada bir sıkıntımı var dedim. bakıyorum dedi.
ne güzel dedi. konudan konuya atlarım. amacına hizmet etmeyen bir insanmıyım. amacım neki.demişlerki her insan bin hayat yaşıcak şekilde doğar, birini yaşar. iyi o zaman.
mail kutumu dolduran spam maillere ne demeli. neden bu kadar çok sunuz.niye heyecan yaşatıyorsunuz adama.peki ben ölünce mail kutuma ne olucak.ya msn hesabıma. peki last fm e ne olcak."last seen bilmem kaç gün önce" mi yazacak hep."doom generation totaly fucked up".önüme gelene bir tekme. bugün çok sıkıldım.
dali

gözü kapalı çizilen herşey sürreal olabilir mi?
kendime zaman ayırmam lazım, bir müddet. aslında uzunca bi süre olursa hiç te fena olmaz.
karadam

(blogger a gif upload edilmiyor. bugün bunu öğrendim)
eve giderken 2 şişe bira almıştım. hatta yanınada yer fıstığı. kabuklusu yoktu ama olsundu. biraz işim vardı, model yapmam gerekmekte idi, yaparken de içecektim güzel güzel. modeli yaptım içtim bira bitti, fıstık bitti. saat daha 11 di oysaki! sonra koşarak evden çıktım. telefonum bütün gün kapalıydı. ne kimseden haberim vardı nede kimsenin benden. peyoteye gittim. teras ne kadar kalabalık! bitane boş masa buldum. 4 tane sandalyesi vardı lakin teki doluydu. sonra bira içtim yine. içtim epeyce. sonra sigaram da bitti. e param da bitti. o zaman ne duruyorum ki eve gidip uyuyayım dedim. yürüdüm. yol ne kadar uzun! aman tanrım hiç bitmedi. çok yürüdüm. sonra eve geldim. uyudum. sabah "ismeeet ismeeet" diyerek apartman boşluğundan kocasına bağıran "deli" komşumun sesiyle uyandım. günüm hayır oldu. iyi dileklerimle.
onur
klasik
keşke aklına eseni yapan bir adam olsam.ya da aklına eseni yapmaya başlasam mı?
geçen gün kadıköy-beşiktaş vapuruna bindim yine! vapurların küçük büfeleri vardır hani, ben standart menü mü almak için sıraya girdim. "kaşarlı tost ve çay". bir müddet sonra, masalar dan birine bir "hanfendi" oturdu, epey yaşlıca lakin şıkır şıkır giyinmiş "kokona" desem terbiyesizlik mi olur bilemedim. herneyse, kadın oturdu, bağırarak büfede çay dolduran elemana "bana bir garson gönderirmisin" dedi. şaşırmak lazımmı bilemedim ama ben şaşırdım, garson diyince kadın restorant bar vs geldi aklıma ama orası vapurdu. sonra birisi gitti kadının yanına, kadın "garson" dan pencereyi kapatmasını istedi. adam uğraştı kapatamadı, sıkışmış vs. sonra kadın söylendi e ne olcak şimdi niye kapanmıyor, elimde sakat yoksa be kapardım. sonra bir maganda kadına bağırdı, kalk başka yere otur, bende demiştim ama içimden. sonra bunlar tartıştılar uzunca. sonra ben siparişimi alıp balkona çıktım. gerisini hatırlamıyorum
bamya
1.
2.çok yoruldum, dinlenmek istiyorum.
3.odam küçük, büyüsün istiyorum.
4.pc den sıkıldım, mac istiyorum.
5.loto' da ikramiye çıksın, zengin olayım istiyorum.
6.tat alamıyorum, sigarayı bırakmak istiyorum.
7.uyuyamıyorum, uyku istiyorum.
8.neden bilmiyorum, resim yapmak istiyorum.
9.istanbul' da daraldım, gitmek istiyorum.
geçen gün yemek yemek için tünelde ki "helvetia" ya gittim. sebze istedi canım. cam kenarındaki rahat koltuklar boştu hemen oturdum. sonra dedim ki tek sebze yerine bir karışım olsun tabağımda. kalkıp neler var diye baktım. "semiz otu", "mercimek", "barbunya" istedim. barbunya yı istediğim zaman garson garip garip baktı bana nedenini anlamadım. sonra geçtim yerime tabağı bekledim. geldi. "semiz otu" tamam, "mercimek" tamam, "barbunya" tamam değil. bu barbunya deil ki dedim içimden. halbuki ben barbunya istemiştim. ama bana barbunya geldi. benim istediğim barbunya deil bu. kızdım bak yanlış geldi dierek. sonra fark ettim! aslında ben barbunya diyerek bamya yı işaret ettim, ısrarla barbunya dedim ama bamya istiyordum. adını hatırlayamamıştım. adamın bana neden garip baktığını işte o vakit anladım. bamya! bamya istiyorum! haykırmak geldi bamya diye. çok üzüldüm. bamya istemiştim ben! BAMYA!
çarp

birşey ifade etmiyor. karalamak diyelim.
iptal
nedenini henüz bilmediğim bir sebepten ötürü adsl aboneliğim iptal olmuş. borcu vardı, ödedim öderken kimse senin hattın iptal olmuş demedi, ödemeyi alan kişiye sordum hattım bugün açılırmı die "açılır açılır" dedi her zaman ki gibi. 2 gün bekledim lakin net gelmedi. aradım adsl i böle böle nedir dedim niye netim yok benim siz kimsiniz dedim. oda hattınız iptal olmuş beyfendi diyerekten cevap verdi, yıkıldım nutkum tutuldu nasıl olur dedim ama borcunu ödedim di, herşey çok güzel gidiyordu dedim. ama olmadı giden gitmişti bi kere. adsl için tekrar başvuru yapmam gerekiyor. bu nasıl bir iş anlamadım. kimse uyarmıyor, kimse birşey bilmior, sadece ödemekle yükümlü olduğumuz faturalar ve bunların cezaları insanları ilgilendiriyor sanırım. telekom türkiyede ki top 5 "rezil" kuruluşlar listesinde ilk sırayı çeker.
ps: evet high fidelity yi izledim yine.