eğlencelik
Pazar, Kasım 26, 2006
  01
ne olup bittiğine dair hiç bir fikrim yok. aslında ne yaptığımında farkında değilim.
en başından beri böyle gelişti sanırım ama inkar etmekle yetindiğimi söyleyebilirim.
garip ama cinayet gibi birşey sanırım bu yaptığım. ölen kimse varmı bilmiyorum orası ayrı bir konu ama
yinede ağır..ya da bana ağır geliyor. eksiden başka birşey hissediyormuyum. elbette!olmak istediğim yerdeyim (mi). aslında keşfediyorum desem yeri. bıraktığımı düşündüğüm kabuk yerine yenisi geliyor. yavaş daha başlamadı bile. acıdığı bir gerçek, malum daha kabuktan eser yok. bir kaç gündür keşke bu kadar asi olmasaydım diyorum. niye dediğimi de bilmiyorum oda ayrı bir konu. ya kısaca ve ya şimdilik bilmiyorum desem durumu kurtarırmıyım...

şehrin kıyısında, oturduğum yere uzakça bir yerde, hiç te merak edip gitmediğim bir yer. gecenin bir vakti. kimseler yok sokakta. adresini aldım. yürüyerek 20 dakika dediler. pencereden yönünü gösterin dedim, şurda dedi. yukarı çıktım. üstüme birşeyler aldım. cüzdanım, anahtarlarım, yeni bir sigara paketi. odama bir göz attım birşey unuttum mu, ah evet. çakmak. kapıyı kapatıp çıktım. asansör. 1 4 7 10 uncu katlarda. ben 9. kattayım. yukarı çıktım. çağır. kapı iki yana açıldı. aluminyum kabine bindim. ayna yok, metalin bulanık yansımasında kendime baktım. ne görebildim bilmiyorum. renk, silüet. 1. kata geldim. arka kapıdan çıktım. etrafta kimsecikler yok. trafik ışıkları bile kapalı. şehrin öldüğü herkesçe biliniyor sanırım bu saatlerde. yürümeye başladım. garip sokaklar, karanlık bir park, bir kaç merdiven. ve geldim. eskice bir bina. kırmızı kremitlerden. etrafta bir sürü araba park etmiş. binanın girişinde minik bir bahçe, içinde bir kaç insan beklemekli. kapıya yöneldim. kel, uzunca, yapılı koruma birşeyler söyledi. anlamadım. kırmızı kadife bir perdeyle giriş kapalı, içerde birşeyler oluyor ama girmeden görmek mümkün değil. tamam dedim. girdim. kalabalık, çok insan var! garip bir müzikle dans ediyorlar. bir içki aldım. metal merdivenlere yöneldim, üst kata çıktım. 3 5 kişinin sığabileceği bir sahanlık, asma kat olmuş. çürük, tozlu koltuklardan birine oturdum. aşağısı bir garip. kafalar, vücutları, gözleri. üstlerine vuran kırmızı ışıkta, kan dolu dalgalı bir odaya bakıyormuş gibi hissettim. yavaş hareketler, derin sesler. bir an için sağır olsam diye düşündüm. sadece baktım. titredim. herkesi çıplak görsem dedim. et. yavaşça salınan, etler. mezbağadaki koyunlar gibi. kesilmeyi bekler gibi. ne yaptıklarını bilmeden, öylece orda salınıp duruyorlar. saatlerce. ter, sigara, koku, kırmızı, et, kan...

saatten haberim yok. sızmışım sanırım. etrafta kimseler kalmamış. gömüldüğüm koltuktan kalktım. merdivenlerden indim. son basamak biraz yüksekçeymiş. düşünce anladım. kapıya yöneldim. küçük bahçede kimseler yok. kapıda bir kadın duruyor. elinde bir şişe var. siyah giymiş. nerde olduğumu sormaya yeltendim. anlaşamadık. tekrar sordum. ne tarafa gitmem gerekli diye. bilmiyordu. peki açık biryer varmı etrafta acaba. beni takip et dedi. takip ettim. nereye gittiğimi bilmiyorum. çok ca yürüdük. elindeki şarap şişesini bana uzattı. içtim. tatlı, pembe, uzun süre açık kalmış sanırım. tadı değişmiş. çok sarhoşum sen devam et. peki.bir yere vardık. eski bir binanın giriş katı. duvarlarında posterler, girişte yazılar. uyduruk bir kapı, sadece var olmak için var. açtı. içeri girdik. etraf pis. masada boş paketler, şişeler. müzik. siyah desem müziğe. sigara istedi. uzattım. oturdu. yüzüne oturunca baktım. siyah kahkülleri yüzünü örter gibi, bir gözü hafifçe kısık. saklıyor mümkünce. hızlıca sigarayı yudumladı. acelesi var gibi. kalkıp dolaba gitti. bira. su istedim. musluktan, kirli bir bardakta, yarım. içtik. birşey sormak istemedim. kimsin? ben kimim? oda sormadı zaten. kalktı. elimden tuttu. iki basamaklı salondan, arka odaya gittik. kapısında asılı perdeyi kenara itti. oda dağınık. minik bir masa lambası, bir kaç müzik cdsi, eski bir müzik çalar, duvarda birkaç poster, bir kaç resim. kapağı açık dolap, içerisinden fırlamış eşyalar. yatağı düzeltti sadece. önemli olan oydu zaten. siyah beyaz kareli elbisesini özenle çıkardı. ahşap, deri oturaklı sandalyaye bıraktı. ince bir örtünün altında yatağa uzandı...
sabah olmuş. gitmiş bile. belkide yeni çıktı. kahve kokusu etrafta. sigarama uzandım. paket boş. üzerinde birşey yazıyor. milembe. milembe. demek adı milembe. üstümü giyindim. boş paketi aldım. etrafa bakındım. birşey unuttum mu? ah evet, çakmak. kapıyı çektim. çıktım. evi bulmalıyım.
 
Perşembe, Kasım 16, 2006
  denek
evet. yeni bir girişimde bulunarak, yeni bir saçma bloga başlıyorum umarım. bu seferki "eğlence" den ziyade, hmm aslında nasıl olcak tam emin değilim ama...yakında diyelim o zaman...
 
Pazartesi, Kasım 13, 2006
  .
kaybolmanın verdiği dayanılmaz sıkıntı. tarihten, saatten bile habersiz, olduğun çoğrafyada kayıp, düşüncelerinde karmaşa. iki noktayı birleştirmek(nobon), eli titremeden. sıradan olduğuna karar ver, ne kaybol, ne unut, ne acıtsı...çabaladığın seni yendi. demek ki zormuş. belki şimdilik. hadi dön arkanı uyu. acaba kendine bu kadar baskı yapman mı camı kırdı. küfretsene, bağırarak. sonra sandalyene otur. bir ileri, bir geri sallan, düşün de düşün. ne düşünüyorsan. gibi yap olmadı...
durumu özetliyorum.. marketten konserve al, eve gel. bıçakla, çatalla açmaya çalış. elini yüzünü kes, bütün gücünü tüket. boşuna. halbuki gidip bir tane konserve açacağı alsan, rahat rahat açsan? yalan söyleme üşeniyorsun! tembelsin. kabul et. bu konuda burda kapansın.

evet.
 
Çarşamba, Kasım 08, 2006
  92
yerden bir avuc tas al. bir bezin icine koy. sapanimsi eda ile salla. sonra karsindakinin kafasina sadece bir kere vur. ama butun gucunle. kendine gelsin. ne yaptiginin farkina varsin. en azindan bir muddet kendisi olmaktan vazgecip, baska olmanin tadini cikarsin. ama vurduktan sonra cekip gitme. anlat neden vurdugunu, anlat neden kendisi olmaktan en azindan 1 dakikalik vazgecmesi gerektigini. sonra onun yasadigi mutluluga ortak ol. cunku eminsin ne demek istedigini anladigini.kafasina vurdun cunku ona yasatacagin deneyimin hicbirseye benzemedigini benzemeyecegini biliyorsun, sonra cik git ordan. kendine birak. yeterince sarsildi.
 

depo
Şubat 2005 / Mart 2005 / Nisan 2005 / Mayıs 2005 / Haziran 2005 / Temmuz 2005 / Ağustos 2005 / Eylül 2005 / Ekim 2005 / Kasım 2005 / Aralık 2005 / Ocak 2006 / Şubat 2006 / Mart 2006 / Nisan 2006 / Mayıs 2006 / Haziran 2006 / Temmuz 2006 / Ağustos 2006 / Eylül 2006 / Ekim 2006 / Kasım 2006 / Aralık 2006 / Ocak 2007 / Şubat 2007 / Mart 2007 / Nisan 2007 / Mayıs 2007 / Haziran 2007 / Temmuz 2007 / Ağustos 2007 / Eylül 2007 / Ekim 2007 / Kasım 2007 / Aralık 2007 / Ocak 2008 / Şubat 2008 / Mart 2008 / Nisan 2008 / Mayıs 2008 / Haziran 2008 / Temmuz 2008 / Ağustos 2008 / Eylül 2008 / Ekim 2008 / Kasım 2008 / Aralık 2008 / Ocak 2009 / Şubat 2009 / Mart 2009 / Nisan 2009 / Mayıs 2009 / Haziran 2009 / Temmuz 2009 / Ağustos 2009 / Eylül 2009 / Ekim 2009 / Kasım 2009 /